DONANMA MECMUASI 107/156 7 Mart.,1918

DONANMA MECMUASI 107/156   7 Mart.,1918

Donanma cemiyetinin haftalık gazetesidir

Perşembe

24 Cemâzî-yel-evvel:  sene 1336 / 7 Mart 1334

7/Mart/1918

İştirak şartları:

İstanbul ve taşra için seneliği seksen kuruş ecnebi memleketlere

Yirmi dört franktır.

Donanma Madalyası

     Kuvveyi bahriye-i Osmaniye’nin terakki ve tealisi zımnında ita-yı ianatta bulunmuş olan üçüncü Kafkas fırkası yaveri ihtiyat mülazım evveli Rif’at, hademe-i hassa-i şahane ve musika-i hümayun mutfak kantarcısı Ahmed bin İsmail, mektep bahriye-yi şahanede müstahdem kademeli kâtip Batumlu Hüseyin bin Alişan, üçüncü sınıf eczacı-i evvel Kasım Paşalı Tahir, güverte Yüzbaşı Kasımpaşalı Salih Murad, Trabzonlu Hüseyin Tahsin bin Mahmud, mütekaid Süleymaniyeli Faik bin Münif, Yeniköylü Mahmud Sedad bin Celal, Beşiktaşlı Saim bin Nihad, Sinoplu Hüseyin Hüsnü bin Şakir, Günanlı Kamil bin Yusuf, Yenişehirli Alaeddin Heybeli adalı Rif’at, Küçük Piyaleli Yusuf Kemal, Yakacıklı Mustafa bin Abdullah, Çarkçı Yüzbaşı Kasım Kasımpaşalı Mahmud Hikmet bin Ali, Mehmed İhsan, Taşköprülü Eşref, İstinye tersanesinde güverte kıdemli Yüzbaşı Kasımpaşalı Kemal bin Hasan, kâtip Yüzbaşı Kasımpaşalı Hüseyin Remzi, Çarkçı Yüzbaşı Hanyalı İbrahim Edhem, Eğinli İbrahim bin Fahri, Sultanahmetli Hüseyin bin İbrahim, Midillili Ali Esad, Beyoğlulu Hasan Tahsin, Kasımpaşalı Mehmed bin Ahmed, Mehmed Ali bin Mehmed, güverte mülazımı Sinoplu Bahaeddin, Hasköylü Mehmed Kemal, Musul sefine-i hümayun süvarisi güverte kıdemli Yüzbaşı Tekfur dağlı Ali, güverte mülazımı Trablusgarplı Mümtaz Nazım, Çarkçı Yüzbaşı Kasımpaşalı Mehmed bin Musa, Mehmed bin Hasan, Sarıyerli Naim, Estaneli Münir bin Mehmed, çarkçı mülazım Köstenceli Numan, Adana’da İlyas Türkmen, Torun Mehmed ağa, Adananın Gabli kariyesinden Hasan, Hacı Yunus yeğeni Ali, Musa Ali zade Rauf, belediye azasından Ahmed, Savatlı oğlu Halil, Hacı Hasan kariyeli Emin, Abdullah ağa zade Veli,  Sulhi Rif’at ve Mustafa, Vanlı zade Ahmed, Kina kariyeli Hafet Ahmed, Hacı budak zade Hüseyin, Avusturya kale topçu mülazım evvellerinden Doktor Lasoyu Helga, Zonguldak kazası tahrirat kâtibi Vasıf, Karaköy maliye tahsil şubesi memuru Ahmed Kaplan bey efendilerle mumaileyh Vasıf beyin haremi Ferhunde ve Ahmed Kaplan beyin haremi hanımlar, Tunç donanma madalyaları ihsan buyurulmuştur. 

     Kuvveyi bahriye-i Osmaniye’nin terakki ve tealisi zımnında itayı ianatta bulunmuş olan harbiye nezareti mülga sicil kalemi kısmı evvel temizliğinden mütekaid esliha müfettiş umumiliği merkez kaleminde muvakkaten müstahdem Rif’at, Adana polis müdürü Muharrem, Adana donanma şubesi reisi encümen vilayet azasından Celil, Adana’da fabrikatör Bosnalı Salih, tüccarından Mehmed, eşraftan Bağdadi zade Abdülrahman, adana donanma şubesi reis sabıkı debbağ zade hacı Ali bey ve efendilere gümüş mektep bahriye-i şahane de müstahdem güverte kıdemli Yüzbaşı Kasımpaşalı Bahaddin, Saffet, mütekaid hüsnü bin Ali, çarkçı kıdemli Yüzbaşı Ayvan saraylı Mehmet Emin, İstinye tersanesi memuru güverte kıdemli Yüzbaşı Aksaraylı Mehmed Zühtü, İstinye tersanesinde çarkçı Yüzbaşı Kayserili Mehmed bin Hasan, Alaşehirli İsmail bin Nebi, inşaiye yüzbaşısı yeni eşmeli Mehmed Selahaddin, adana donanma şubesi reis sanisi debbağ zade Ragıp, eşrafından Zeki, Adana’da Doktor Eşref, mütevellilerden Müctebi, adana donanma şubesi azasından ve tüccarından Tevfik, Aziz ve Kabasakal zade Hasan, Eczacı Hasan Basri, Tüccarattan Ligor, belediye azasından Rif’at, Adana’da Mevtiha kariyeli Demir, Eczacı ve kimyager hafız Mustafa, Tekeli zade hacı Osman, İlmiyeden İbrahim Rasih, kavukçu İbrahim, silahçı hacı Şaban, Ceylan zade Mehmed, kethüda zade İbrahim, kasap esnafından Hamidin efendilere nikel donanma madalyaları ihsan buyurulmuştur. 

İstikbalimiz denizlerdedir

Numara: 156 / 107

Haftalık icmal:

Kont “ Georg von Hertling”) in son nutku

Ve

(Vittorio Orlando ile James Balfour) un cevapları

     Geçen hafta hem Rusya ile sulh muzakeratı matlup veçhile cereyan etmekte hem de dâhilden vuku bulan istimdadlar üzerine vazife-i isaniyeyi ifa etmek emeliyle müttefikin kavvası sürat bir kay ile Rusya dâhilinde ilerlemekte idi.

     Kont “Chernin” tarafından kendisine tebliğ edilen müttefikin matlup ve şeraitine karşı Romanya kralının muvaffakiyet kâr bir vaziyet almaması yüzünden Romanya ile müzakerat sulhiyenin akamete uğraması ihtimalinin kuvvetli olduğundan da bahis ediliyordu. 

     Şark cephesine ait şu birkaç satırı bitirip asıl maksada gelmeden evvel milli ajansın pek tatlı tebşirat atiye ye bir mukaddeme olmak üzere telakki ettiğimiz şu telgrafını kayıt etmeden gecemeyiz:

     Kafkas Müslüman komiteleri murahhasları İstanbul’a gelmişlerdir.  Evet!  Hulus niyet;  Fertleri olduğu gibi milletleri de hayır ve necata isal eder:  Mademki biz Osmanlılar pamal ve münkir olan hakk-ı hayatımızı müdafaa etmek için salaha sarıldık ve bu uğurda belki takat-ı beşerin tahammülünden fazla fedakârlıklar ihtiyarında sabit kadimiz, cenabı müntakim mazlumin elbette amel-i meşrumuzu bizden diriğ buyurmayacaktır.  Allahtan ümidimiz büyüktür.  O çarlık Rusya’sını inşallah bu günkü olduğundan daha perişan, münkasim ve muzmahil göreceğiz. 

     Mamafih çeşm-i basiret önünde ilim ve vukuat ilim daima malamal ibrettir. 

               Ahbâ şive-i yağmada bi-hot eyler a’da’-yı

               Huda göstermesin asar-ı izmihlal bir yerde!

     Japonya’da rivayete nazaran (Vladivostok) postu sermek üzeredir. 

     Devlet müşarünileyhin şu müdahalesi netayic mühimme ile malamaldır. 

     Buna dair olan haberlerin kesb-i vuzuh ve katiyet etmesine intizara harp umumi tarihinin en mühim sahifelerinden birine (Kont Hertling) in nutkuna nakl-i kelam edelim:

     Alman başvekilinin nutku hakikaten vaka ve şerait hazırenın icap ve tahammülü ile mütenasip bir şah – eser siyasettir. 

     Bir taraftan bütün dünyanın kendisine her şeye azim etmiş bir hasım yekvücut kesildiği diğer taraftan Rusya gibi muazzam bir düşmanının pa-mal ve perişan, hun ve ateş içinde çalkandığı;  ikinci derecede gelen müteaddit ve hadşinas küstahların da çizmesinin altında inlediği bir zamanda ne zaif ne gurur göstermeden ne insaniyetin amal sulh ve salahı rencide ne de milletin izzet-i nefsi ve ümit teâli ve inkişafını şikest etmeden (Reichstag) kürsüsünden bütün ağır bir vazife idi. 

     İhtiyar başvekil bu ağır vazifenin altından hissiyat-ı insaniye ile ihtiyacat milliyeyi telife kadar bir civan himmet olduğunu ispat ederek kalktı. 

     (Wilson) nun ve bütün itilaf taraftarları dillerine doladıkları <<adalet>> <<amal-i milliye>> ve <<hâkimiyet-i milliye>> gibi esasat cazibeye müstenit bir sulha kendisinin de taraftar olduğunu “Reichstag” ın heyecanlı kıpırdanışları içinde cihana ilan etti ve düşmanlarına <<hemen geliniz görüşmeğe başlayalım;  Böyle karşıdan karşıya laf atışmakta bir mani ve kaide bu kadar>> deri. 

     Adil ve milletlerin emellerine ve hâkimiyetlerine hürmetkâr ve bu sayede payidar olacak bir sulhu, bütün Avrupa’yı istila ve tehdidi altına bulunurken, Almanya’nın âleme ilan etmesi tarihin azamet ve ehemmiyetini tetkike doyamayacağı bir hadisedir. 

    “ Kont Hertling” yalnız mütevazıne bir kayıt ihtirazı ilave ediyor ve diyor ki;  Bu esasların yalnız Amerika reisicumhuru tarafından teklif olunması kâfi gelmez.  Bütün devletler ve bütün milletler tarafından tasdiki lazımdır.

     Kont Hertling’in muhatapları samimi olsalardı böyle bir kaydın zikrine bile lüzum yoktu, çünkü davamız nev-i beşerin sulh ve müsalemet ve umumi mütekabil bir hiss-i hürmet, muhabbet ve uhuvvet dâhilinde yaşamasıdır diyeceklerdi. 

Hâlbuki onların hakiki, muzmır kasıtları, gayeleri böyle bir ulviyetten katiyen mahrum ve tamamen mütekabilane, hodbinane olduğu için Kont Hertling’in teklifini asla kabul etmeyecekleri ve adaleti, amal-i milliye yi, hâkimiyet-i milliye yi kendi menfaatlerinden ibaret görmekte musırr kalacakları aşikâr idi.    

Kahramanlara hürmet:  Avusturya imparatorunun Bosna – Hersek Müslüman askerlerinin makberesini ziyareti.

     İngiltere emperyalizminden, Fransa müstemlekatından, İtalya dünkü semere-i tâğlîbinden, (Wilson) hiç olmazsa bütün yenidünya üzerindeki amal ve hayatından nasıl vaz geçebilirdi? 

     İşte bütün bu sebepler yüzündendir ki(Hertling) in o yüksek hitabesi evvela (Sunpeno) nun şöyle gülünç bir cevabına maruz kaldı.  <<sulh tekliflerini müttefiklerimizle birlikte tetkike amade isek de evvel emirde elimizde kavi teminat bulunmak lazımdır.>>

     Şu beyanata göre Mösyö Sunpeno, Berlin’i rehin almadıkça yahut Roma’yı rehine vermedikçe sulha yanaşmak niyetinde değildir.  İşi bilenler bu iki ihtimalden hangisinin daha akla ve insafa yakın olduğunu söylesinler!

     İngiltere hariciye nazırı (Balfour) un cevabı dahi aynı mealdedir. 

     Avam kamarasında Balfour müzakereye girişmenin şimdilik imkânsız olduğunu beyandan sonra şu sözleri söylüyor.  <<Kont Hertling’in nutku Almanya’nın bahş edeceği musaidatın azamilerini ihtiva eder suretinde telakki olunduğu halde bu tarzda müşafeheye nasıl ibtidar edebiliriz?

     Balfour’un şu ifadatı dahi müzakerat sulhiyeyi “Alsas – Loren” in ber-vech peşin Almanya tarafından Fransa murahhasına yüz görümlüğü verilmesi şartına tealik etmektedir. 

     Bu bela perverlikler karşısında insan bir uzlaşma sulhiyenin artık düşünülmemesi lazım geldiğine ve harp umuminin ancak silah kuvvetiyle ve tarafeynden birinin aman dilemesiyle nihayet bulacağına çarnaçar olmak istiyor.  İnşallah zafer nihai bizimdir. . .

     3 Mart 1334

HARP HAZIRIN MENŞEİ

     Muharriri:  Abdülrahman Şeref

Mabat

     Frankfurt muahedesinden yani Fransızların intikam politikasından teb’an eden cereyan adavet karane ber-veche maruz muhtelif amal ve arazın karışmasıyla cesim bir kitleyi aşıp biriktirip bir kere sedleri kırarak boşanır ise ne korkunç dalgalar husule getireceği bi-iştibah idi.  harpten tevâkki edenler için bütün maharet, bütün marifet sedleri sağlam tutmakta ve bir noktada rahne gözükünce derhal onu tamir edebilmekte idi.  hâlbuki Rusya’nın o zai’ mütecebbiranesi ve yedi sene de ordusunu beş milyon daha tezyid edecek olan maral aruz kanun cedidi ve Fransa’nın güya (Alsas – Loren) siz Fransa olamayacak itikadıyla ihtirasat nâriyeyi körüklemesi ve bu iki devletin tesanüd muhakemine karşı Almanya’nın bila pervazlığı sadeleri hadme hadım avamilden idi. 

     Mamafih herkes harpten müctenib çünkü yangın zuhur edecek olursa şiddeti ve daire-i şümulü ve mucib olacağı tahribat-ı maddiye ve nakliyat siyasiyenin derecesi ezhânı tahdîş eylediğinden netayici bu kadar vehim olan bir kâr sahif ve sakilin mesuliyetini deruhte etmekten herkes mütevakki idi.  lakin her tarafta galeyan artmakta, her tarafta sınıf askeriye <selam dur> vaziyetinde beklemekten usanmakta ve mefkûre-i sanatına visale can atmakta ve her gün teceddüd ve tekrar ebeden eşvak mubarezan ve teşvikat ve gakaraneleriyle ser iler tabakat aliyesini tahrik eylemekte velhasıl bir takım emaret hafiye korkulan infilak ba’id-ül vuku olmadığını istidlal ettirmekte idi.  Balkan harbi bu inkılabı tesri’ etti, barut kokusu zaten meşbu’ olan havayı nesimiye intişar ile meşamatta aksi tesir hâsıl eyledi.  Almanya eğer düşmanlarını ezmeği nuhbe-i makasıd edinmiş ise Fas ihtilafı ve Japon harbi misali geçmiş mesail ve fırsatlardan bilistifade daha o vakitler davranmalı idi.  Fırsatlar kaçırıldıktan sonra düşmanları günden güne teksir-i kuvvet eylemekte olduğundan ve Balkan harbi Avusturya’nın zararına olarak Slav siyasetine tefevvuk verdiğinden daha ziyade beklemek müstakil için muvafık hikmet ve basiret olup olmayacağı şüpheli idi. Rusya’nın pişdarı olan Sırbistan Avusturya’nın Slav eyaletine hemen göz diktiği Saray – Bosna da veliaht (Arşidük Franz Ferdinand) ın katli ile sabit oluyordu.  Vaki bir veliahttın itlafı milletler arasında bu gün vesile-i harp olamaz.  Ama ahval mesrude piş-teemmüle alınınca zaten mala mal ve lebriz olan cam aşıp ve fesadı taşıran son damla oldu.  Artık harp hail-i tahakkuk etti.  Tavassut ile konferans ile önüne geçilecek çağı geçti. 

     Avusturya hükümeti tarafından veliaht Arşidük Franz Ferdinand’ın katlinden bir mâh sonra Sırbistan’a tebliğ olunan mahud ültimatom bir ilan-ı harp mahiyetinde idi.  müzakerat siyasiye, meselenin suret-i dostanede hal ve tesviyesine gayri kâfi ve gayri muktedir idi.  Bir hafta zarfında leheb cân-sûz alevleniyordu.(1914)

     İtidal-i dem ve kemal-i bitarafı ile yazdığımız şu son satırlar vesaik-i resmiye ye müstenid değildir.  Beyneldüvel son hafta zarfında cereyan eden muhaberatı henüz tamamıyla görmedik ve harbin sebebi olmak töhmetiyle hiçbir kimseyi ve hiçbir hükümeti münhasıran itham etmeği muvafık şuur nasfet bulduk.  Bu afet daha ahval-i umumiyenin icabatından, netayic tabiiyesinden idi.  makalemizin başında söylediğimiz veçhile menşei Frankfurt muahedesi ve muacceli Balkan harbi olduğuna hüküm ederiz.

     Yalnız bir nokta, efkâr ve irade elyevm muhtelif fih kalmıştır.  Hatme-i makal olarak bu nokta-i mühimme –i ihtilaf hakkında bir iki söz söyleyeceğiz.  İhtilaf mebhus anhu İngiltere harp hazırdan hariç bırakmak imkânı olup olmamasıdır.  Çünkü harbi teşdid ve temdid eden İngiltere olduğuna nazaran bitaraflığı düvel-i merkeziyenin sürat muvaffakıyetini temin edeceğine kail olmayan yoktur.  Bazı zevat diyor ki Alman orduları Belçika tarikini ihtiyar etmeyip Fransa ya kendi hududu üzerinden hücum etse idi İngiltere’nin harbe iştirakine vesile verilmez idi.  Alman erkân-ı Harbiye’sinin bu küçük devlete kast nagehaniyesi İngiliz efkâr-ı umumiyesini galeyana getirdi.  Mösyö “Theobald von Bethmann-Hollweg” ile daha mebdei’ vukuatta İngiltere elçisi meyanında cereyan eden mülakatta Belçika’nın bitaraf lığına riayet olunmak hususu mevzuu bahis olduğu sırada sefirin muahede-i beyne düvel ile müeyyid olan Belçika bitaraf lığının ihlal edilmemesi muahede mezkureyi imza eden devletlerce mütehattim zimmet ahidsenası olduğunu ifade edip bu hususta ziyade ısrar göstermesine mukabele Almanya başvekili <<bir kâğıt parçası için bizimle harp edecek misiniz?>>  sözlerini ağızından kaçırmış ve Almanya’nın dahi hatemini havi olan ahid namenin kâğıt parçası makulesinden ad olunması İngiltere efkâr-ı umumiyesine pek sui tesir ederek hükümet harbe girmek için işbu sui tesirden külli istifade etmiştir.  Bu fikirde bulunan zevat şayet Almanya reis umurunda “Bismarck” mektebinde yetişmiş bir usta diplomat bulunsa idi ne yapıp yapıp esmayı üstüne sıçratmaz ve İngiltere’yi harbe sokmamağa bir yol bulur, bir hile siyasiye uydurur idi zehaını beslerler. 

     Diğer birçok zevat dâhi her ne yapılsa ve ne kadar “Bismarckizim” istimal olunsa İngiltere’nin harbe girmemesini ve 1870 de olduğu gibi Fransa’nın ezilmesine uzaktan seyirci gibi durmasını mümkünattan farz etmemektedir.  Bunların zu’muna göre Almanya’yı zir ü zeber ve kuvve-i bahriye ve rekabet ticariye ve sanayisini istisal eylemek aksayı maksad olduğundan İngiltere için böyle güzel fırsatın kaçırılmayacağına ve hatta zaruret his eylediği takdirde Belçika bitaraflığı davasından dem vuran bu devletin kendisi Belçika’yı pâ-zede-i tecavüz ve istila edeceğine katiyen hüküm etmektedirler.  Reviş hale ve yukarılarda mükerreren tavzih ve tafsil olunan İngiliz amaline nazaran işbu ikinci zümrenin rey ve beğenisi daha kuvvetli olduğu müsteban olmaktadır.

Hitam.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.