DONANMA MECMUASI 10 / Aralık.1910

 DONANMA MECMUASI 10  –  Aralık.1910

 

DONANMAMIZ İÇİN AÇILAN İANEYİ MİLLİYEYE BİN LİRAYI MÜTECAVİZ BİR MEBLAĞ İATA EDEREK İBRAZI SEMÂHAT VATAN PERVERANE EYLEYEN DEBRE MEBUS MUHTEREMİ MERHUM İSMAİL BEY ZADE FUAT BEY EFENDİ HAZRETLERİ.

“Matbaayı Hayriye” ve şürekâsı.

Sayfa: 865

EN DOĞRU SÖYLEYEN RAKAMDIR

Bu millet muazzama ve muhtereminin âmin ve itimadına mazhariyet gibi cihan değer bir şerefin sahibi bulunan donanmayı Osmanî muaveneti milliye cemiyetinin merkez umumisi şimdiye kadar neşir ettiği beyannamelere mecmuası vasıtasıyla hitaben atiyyeyi terdif ediyor.

***************

Sayfa: 866

MAKRİKÖY KAZASI MECLİS İDARE AZASINDAN FERHAT PAŞA ÇİFLİĞİ SAHİBİ OLUP DİVAN GAYRİ MUNTAZAMADAN

MATLUBİ OLAN SEKİZ BİN KURUŞ İLE ÇİFTLİĞİNİN BİR SENELİK VERGİSİ NİSPETİNDEKİ MEBLAĞI EFRADI AİLESİ NAMINA DA

MAHİBE YÜZER KURUŞ İATA EDEREK İBRAZI HAMİYYET EDEN YENİŞEHİRLİ İBRAHİM BEY.

Sayfa: 867 – 868

MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİ GÖRECE ŞUBESİ AZASINDAN

MÜLAZIM EVVEL HÜSEYİN AVNİ BEY.

Sayfa: 869

Tahsisatı adiye:

İSLAF

 MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİ İSKEÇE ŞUBESİNE İTFAİYE AMELESİ TARAFINDAN İHDA EDİLİP OTUZ DÖRT BİN İKİYÜZ ALTMIŞ DÖRT KURUŞON PARAYA İHALE EDİLEN BİR KUZUNUN HÜRRİYET MEYDANINDA HAMİYYETMENDAN HUZURUYLA İCRA KILINAN MÜZAYEDENİN MANZARASIDIR.

 MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİ İSKEÇE ŞUBESİNE İTFAİYE AMELESİ TARAFINDAN İHDA EDİLİP OTUZ DÖRT BİN İKİYÜZ ALTMIŞ DÖRT KURUŞON PARAYA İHALE EDİLEN BİR KUZUNUN HÜRRİYET MEYDANINDA HAMİYYETMENDAN HUZURUYLA İCRA KILINAN MÜZAYEDENİN MANZARASIDIR.

1.kanunsan.1326

Celal Sahir

Sayfa: 870 – 875

TİCARET VE HARP DONANMALARI

Deniz ticareti hakkında iktisadi yönden klasiklerin fikri – kabiliyet tabiiyle ve etnografya Belçika da deniz ticareti – evvelki Hollanda ve bu günkü İngiltere – ticaret donanmasıyla harp donanmasının münasebatı – kabiliyeti tabiiyle haricinde zarureti ahval – Almanya denizler üzerinde, imparator görmek sözü – memleketimizin hayatı iktisadiye ve münasebatı siyasiyesini düşünürsek. . .

 MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİ MAKRİKÖY BİRİNCİ ŞUBE HEYETİ

1 – ŞÜBE KÂTİBİ AHMET HİCABİ BEY

2 – NAFİA NAZARETİ MÜFETTİŞLERİNDEN SÜREYYA BEY.

3 – TÜCCARANDAN KARNİK EFENDİ CEZAYİRLİYAN.

Mustafa Suphi

 

 Sayfa: 876 – 878

İNGİLİZCE BİR MAZLUM PARÇADAN:

ZAMAN

GÖZTEPE KANUNEVVEL 1326

Selma Servet Seyfi.

Sayfa: 879

MESUDİYE ZIRHLISI.

Meseleyi sefalet

Ve

MALTHUS TARAFDARANI

 MESUDİYE ZIRHLI HÜMAYUNUNDA HARBE HAZIRLIK TALİMİ.

Nakli:

Hasan Merzuk

Sayfa: 880 –

BİR MAHPUSUN RUZNAMESİNDEN SAHİFELER:

16,ağustos.1322 sen pavlo zindanı, tersane (1)

 OSMANLI DONANMASI B OZBURUN AÇIKLARINDA

OSMANLI FİLOSUNUN HARP TALİMİNİ MÜTEAKİP KÜREKLE FİLOYU DEVİR

MARMARİSTE FİLİKA YARIŞI

Ali Riza Seyfi

CEZAYİRLİ HASAN PAŞA

4

(kaptan paşa Morada)

 Devleti osmaniyenin siyaset hariciyesi:  İran, bir vali ile mütegallip, ilanı harp, mantık bunun neresinde?  Siyaset dahiliye:  Derviş Mehmet paşanın sûkutu?  On beş kademeli bir sedaret merdiveni, faaliyet, Kırım meselesinde Katerin.  Bahriye lazım mı?  Karadenize doğru, Cezayirlinin çavuşu.  Meclis asfi.  Bahri siyah seferi nasıl başlar ve nasıl biter.  Morada Arnavutlar.  Çam tayfası ve reaya.  Bir numune sarihiye.  İslaha memur paşalar.  Cezayirlinin sadrazamla mülakatı.  Ferman hümayun.  Kasımpaşadan huruç.  Yolda.  Bir bahriyeli karada nedir?  Mora islahatı.  İslahın mahiyeti ruhuyesi.

     Abdülhamit evvel zaman saltanatının, safahat şöven milliyemiz meyanında en ziyade sezâ vâr tetkik ve mütalaa bir fasıl teşkil eylediği makalat sabıkamızdan dahi müstedil olduğu gibi, bundan sonra tevali edecek fasıl ve kuvvet, yine aynı esas üzerine itina eyleyecektir.

     Rusya ile musâlaha edilmişti;  Lakin bu, hakiki bir sulh, bir dostluk değildi.  <<Kaynarca muahedesi>> uğraşmaktan bitap iki musaraan ıstırârı bir an teneffüsüydü.  Büyük Petro zamanından beri Rusya, cenuba doğru eser bir mevsim fırtınası olmuştu;  Bu sarsar mehrep şimali ara sıra yorulur, düşer, diklenirdi;  İşte Kaynarca, Edirne… muahedeleri bunlardır.  Bunların içerisinde, kendisini yazan kalem kadar olsun yaşamaya muvaffak olmuş hiç biri yoktur.

     <<Kaynarca meslihası>> altında binlerce haşarat kaynaşan cesim bir taşı yerinden kaldırmak gibiydi.  Muharebe biter bitmez memalikin her tarafında bir çok haşaratın kımıldadığı, kaynaştığı görüldü.  Bu münhezim hükümete karşı – ne vakitten beri iskat edilmiş – feryatlar, yükseldi.  Bu isyan bir çoklarını kirli bir değnekle karıştıranlar vardı. Mesela Katarin gibi, muhteşem çariçe, kulağı koparırken acısını uyuşturmak için, bacağa bir zehirli iğne sokdu.  Kırımdan nazarı devletin insirâfı için (Mora)ya tohumu fesat serpti. 

     <<Mora>>, Matya, minkadu per sûkün Mora, ateşler, yaygaralar püskürdü.  Nihayet oraya

sayfa: 858

Asker sevki lazım geldi.  İsyan basıldı.  Lakin şimdi müslihaların isyanı başladı.  Bu, Mehmet Ali vekayı müstakbelesinin bir tekrar mütekaddemidir.  Mora, Arnavut askeri ile kurtarılmış, fakat Arnavutlar tarafından, aynı zamanda, zabt edilmişti. 

     Diğer taraftan Mısır da bir şeyh elbeldelik mübarezesi hükümran idi.  beylerin şerrinden, mücadelat mütemadiyesinden halkın hayat asudenisi kayıp olmuştu.  Mısır, Suriyeye kadar bir hareket, bir faaliyet, bir gayri tabii temevvüç halinde idi.  böyle faaliyetlerin iyilikten bir farkı vardır ki o da bunların fevkinde bir kanlı bayrak, bir yangın alevi müşahade olunmasından ibarettir!

     Şark hududunda, her gün yeni bir sahifeyi ihtisas açılıyordu.  Nadir şahiden itibaren la inkita bir galeyan tahakküm ile kaynayan İran, bir devreyi tarihiye geçiriyordu.  Her eyalette baş kaldıran birer vali vardı.  Daima o başlarla beraber iki kuvvetli el de kalkıyor, iniyor, bir takım başlar ser nigûn oluyor ve yerine yeniden on tanesi kaim oluyordu.  Bir aralık bir nefer taslağı, (vekil İran) ünvanıyla Sasaniyan tahtının ucuna ilişti;  (zindiye) sülaleyi garibesini tesis etti.  Tarihlerin rivayetlerine göre bu adam, Zend Kerim Han, adil ve seha gibi iki rağbet ava mağribi yüzünden İranda bir devir sükun küşad eder gibi oldu.  O esnada Irak arap valisi (Umur Paşa) ile aralarında bir ihtilaf tahaddüs etti.  Şark, yine kararmağa başladı.  Bu ihtilaf, Zend Kerimin, umur dahiliye hükümeti Osmaniyeye müdahalesinden ibaretti.  Müteğallibin saltanat, nüfus ve istiklallerinin idamesi için daima bu mesalli büyük işlere teşebbüs edeğelmişlerdir.  Uzun tereddütler, bu devre layık meclisler, mütalaa ve muhakemelerden sonra İrana ilanı harp olundu.  Şark serhatlarında sönük, ölü bir mesara baştı (1189).

     İstanbul, Babı Ali, saray. . .  kara vezir!  İşte devleti Osmaniyenin mihver siyaseti bu idi.  Derviş Mehmet paşa, Kara vezir ile uyuşamadı.  Azil edildi.  Mührü hümayun sahibi asliyesinde bir müddet bekledi.  Bu müddet zarfında kara vezir denilen (silahtar Mehmet paşa), anan idare ve istiklali kendi eline teslim edecek bir sadırazam aradı, buldu.  Kapıcı başı Darendeli Mehmet ağa, on beş gün sedaret kahyalığı ettikten sonra sadrazam oldu!  Lakin mesarraten şunu haber vermelidir ki kara silahdar, bundan da aldanmıştır. 

     Darendeli, (netayiç el vukuat)ın kavlince, <<tahdidini ikaa kadar, Köprülü tarzında bir piri sahip tedbir>> imiş.  Lakin en büyük icraatı elbise hakkında bir talimatname yapmak ve tersaneyi ziyaret etmeğe münhasır kalmıştır.  Elbise nizamnamesinden bir netice çıkmadı.  Tersaneyi amire ziyareti ise Cezayirlinin kaptanlığı zamanında Darendelinin bu himmeti zait görülebilir.  Çünkü kaptan paşa vazifesini biliyor ve ifaya devam ediyordu.  Tersane emini Selim Sarı efendi

sayfa: 859

İsminde biri, ihtilas töhmetiyle azil edildi.  Bilahare hesabatının neticeyi ruyetinde bir akçe zimmeti zuhur etmedi.  Bir de, tersaneyi amire kereste katibi Arif efendi, <<kereste beğenmiyor, malı miriyi ziyaa uğratıyor!>> ithamıyla tevbih ve <<öyle ise git kendin istediğin gibi kes!>> itâbıyla azmiyede nefy edildi.  Adamın kabahati ise o esnada derdest inşa olan kalyonlara, varid olan kerestelerin muvafık olmadığını söylemekten ibaretti. 

Evet, Cezayirli vazifesini bliyor ve onu ifadan bir dakika hali kalmıyordu.  Hatta esnayi vazifede bazen hudut selahiyetini tecavüz ettiği vaki oluyor, bu ise yine hükümetin işine yarıyordu.  Mesela, (1191)de Bursa ormanlarından tersanenin dereceyi istifadesini tahkik maksadıyla Üsküdar tarikiyle Bursaya azimet eylemişti.  Orada tahkikat ve nizamat lazımeyi yaptığı sırada, Yeni şehirde taglib edip ser devlete bir sedai şedid vermesi şüphesiz olan (Ahmet bey) şakisini yakalayıp dünyayı o çamurdan temizledi.  Bursanın inzibatını temin eyledi.  İstanbul bu keşmekeş idaresinde iken Kırım, her an yeni bir hiza, yeni bir hatveyi istilakar ile eziliyor, Katarin Kırıma daima metin ve büyük adımlarla yaklaşıyordu.  Selçukiler Anadoluda, Araplar Endülüste nasıl züllerini, felaketlerini hazırladılar sa Tatarlar da Kırımda kendi çukurlarını, kendi mezarlarını kazdılar.  Kemali umum ve gafletle şeref ve şanlarını, namus ve istiklallerini bu mezarlara attılar.  meselenin imtidadınca hükümet Osmaniyenin takip eylediği proğram ise anlaşılmaz bir muammadır;  Türkiyenin müdahalatı Kırımda daima bir yangın, bir musibet, bir ihtilaf tevlid etmiş ve bu da her yerden ziyade Kırımın kendisi için vahim olmuştur. Devleti Osmaniye, <<Kaynarca>> muahedesiyle Kırıma istiklal verdi. 

     İstiklal!

     İnsan,  haliken hürdür, mustakildir, bunu tastik ve teyid etmeyen hiçbir din yoktur.  Madem ki milletler, beşer denilen eczadan mürekkep

 MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİ MAKRİKÖY

İKİNCİ ŞÜBE HEYETİ

1 – MAKRİKÖY ERMENİ MUHTARI BAGOS EFENDİ.

2 – AHALİYİ MUTEBEREDEN HÜSEYİN EFENDİ.

3 – AHALİYİ MUTEBEREDEN ALİKO EFENDİ.

Sayfa: 860

Bir haliktir, binaenaleyh her milletin bir şahsı vahit manevisi vardır ki o şahıs manevinin dahi hür ve mustakil olması lazım gelir.  Milletler, daima bunu takdir etmişler, daima bu uğurda cenkleşmişler, ya hür, ya mahv olmuşlardır.

     Hürriyeti, istiklali isteyen, bilerek isteyen ve istemesini bilen, hürriyeti ve istiklali için ölümü hakikaten göze aldıran bir millete istediği verilmelidir.  Çünkü o, buna kesb istihkak etmiştir.  İstiklali beyan, onu kullanmasını yani müstakilen yaşamasını da bilecektir.  Lakin bu bundan mı ibarettir?

     İstiklal onu tanımayan, onun istimalini bilmeyen, onun için ölümleri izmihilalleri saadet ad etmeden milletler için bir resim içtimaiyedir.  Bir millete istemeden istiklal vermek, bir vahşinin eline milyonluk bir banknot vermek gibidir.  Hürriyeti oyuncak bilenler, onu ellerinde bazıçe yapanlar, keskin bir çakı ile oynayan çocuklar gibi daima ellerini kesmişlerdir. 

     Evet, Kaynarca muahedesi Kırım ahalisine bir hakkı azim idari verdi:  Evvela ahali, hükümdarlarını kendileri intihab edeceklerdi.  İlk ateş de bundan çıktı.  Her ateş gibi o da ancak bulunduğu yeri yaktı. 

     Kırım, (devlet kuran) intihabında ihtilafa düştü.  Mucib rahmet olmayan bu ihtilafın halini ahali – sevki itiyad ile, istiklal acemiliği ile, her ne ise – babı hilafete tefevvüz etti.  İstanbul dahi ekseriyetin kabul gördüğü olan devlet Karain hanlığını tasdik ve birde mensur ita eyledi.  Bu, filhakika ahkamı ahde bir darbe idi.  üçüncü madde şöyle diyordu:

     <<Kırım ve Bucak ve Bedishan ve Canbölük ve Yedicegül kabail ve tavaif Tatar ve bilcümle ba hal bila istisna devletin tarafından serbestiyet bağır talik  ve müstakil vechile ecnebi bir devlete tabi olmamak üzere itiraf ve kabul olunurlar.  Ve tavaif Tatar bilcümle rey ve ittifakları ile Ali Cengiz soyundan ittihap ve nasip olunan kendi hanları müstafil olan tahtı hükümetlerinde olmakla ve bir zamanda düveli ahirden bir devlete ve hiçbir maddeye

MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİ MAKRİKÖY

ÜÇÜNCÜ ŞUBE HEYETİ

1 – REİS İSANBUL KADILIĞI KATİBESİNDEN ESAT BEY

2 – DİVAN UMUMİYE KOMÜSERLİK KALEMİ MUAVİNİ CEMAL BEY.

Sayfa: 897

muhasebe vermemek şartıyla atik kanun ve adetleri üzere merkumlara hüküm ve gerek han memalihin intihab ve nesibi hususunda ve gerek umur mahsusa ve deruniye ve umur devletlerine dair bir türlü devlet aliyemizle Rusya devleti müdahale eylemeyip hükümet hariciye bir müstakil devlet sair müstakil düvel kendi kendiyle memleketlerini tahkim ederler gibi ve cenabı yaradandan gayrı kimseye tabi olmamak üzere taifeyi merkume itiraf ve kabul olurken mezhepleri ehil islamdan olup zatı muadelet samt şehriyaranım imam el Muminin ve halife el Muhiddin olduğuna binaen taifei merkume akit olunan serbest devlet ve memleketlerine halel götürmüyerek umur mezhebiyelerini taraf hümayunum halikine şeriat islamiye mukaddezasınca tanzim edeler. . .>>

     O halde, devleti karain intihabına müdahale ve tastik hakkı, Babı Aliye nereden ve kim tarafından iade edilmişti?  Kırım, vasi bir aklım islam, ve İstanbul ise meğer yeğane hilafet olduğuna göre, Babı Alinin takip etmesi iktizası olan en iyi, en vacip, ve ulvi meslek, elbette ve elbette Kırımın tahlisi mesleki idi.  Zira, Katarinin, Kırıma istiklal idaresi bahş ettirmesindeki maksadı anlamak için muktedir bir diplomat olmağa hacet yoktu.  Mahaza diplomasi tarikinde maksada, doğru yoldan ve aydınlıkta gitmek, Alü ala kesr bir hata teşkil eder.  Petersburgun hilesine, bir maharet siyasiye ile mukabele eylemek lazım gelirken, büyük bir safiyetle, Kırımın umur dahiliyesine müdahale etmek, mukabilen oraya Rus müdahalesini davet etmek demekti.  Netice dahi bittabi böyle oldu.  Katarin, meseleye kemal şedit ve ehemmiyetle alakadar olduğunu ilan ederek ve bütün Avrupada hak kazanarak Kırıma asker sevk etti;  Ekseriyetin mergubu budur diye Şahin Girayı han nasip ettirdi;  Devlet kara İsanbula kaçtı. 

     Şimdi devleti Osmaniye ile Rusya, Kırımda karşı karşıya gelmişlerdi.

     Bu, nim hasmane bir vaziyet idi;  Her iki taraf mütereddit ve pür endişe gözüküyordu.  Bu vaziyet mütekabilede bir tevazin kuvvetin agrazi müşahede ediliyordu.  Bu esnada Babı Ali ileriye doğru bir adım attı.  Selim Girayı Kırım hanı nesip ve Kırıma sevk etti.  Buna karşı Katerina, iki adım birden attı.  Selim Girayı Kırımdan kovdu;  Tatarlarla mücadeleye başladı. 

     Devletkraye mensûr hanı veriliyorken akibetin bundan ibaret olacağı ve İstanbulca bilinmek ve her ihtimale karşı mahya bulunmak icap ederdi.  Halbuki Rusyanın cüretine karşı rû be rû nezi, öylece duran iki mübarizden biri, sarsıldı ve geri çekildi.  Bu devleti Osmaniye idi.  Mesele şöyle cereyan etmişti:

     Biz, İstanbulda elbise nizamnamesi yaparken, Katarin Kırımda mübayaa edilecek vicdanlar aramış, bulmuş, ve bunlardan bir ordu teşkil eylemişti.  Kendi müntehabı olan Şahin Giray mahiyetine bir fırka asker verdi.  Ona Rusyalı

Sayfa: 898

Yaverler, zabitler tayin etti.  Kırımda amadeyi kabul bir ağuşu siyasi hazırladı.  İşte, Kırımın resmen Rus himayesini talep etmesi bu istilayı tedrici semeresidir.  Talep sahabet, hain, tahiyye vicdan bir şer zamanın işidir.  Mahaza bunda, Babı Alinin mertebeyi mesuliyeti de pek küçük değildir.

     Münasebat devliyede öyle afat muhamme olur ki ya mutlaka vurmak, veya mutlaka koşmak lazım gelir.  O zaman tereddüt etmemeli, durmalı veya şitap etmelidir.  Aksi mucibi  felaket olur. 

     Babı Ali koşmak lazım olduğu vakit durdu.  Netekim durmak icap ettiği vakit dahi koştuğu ileride zikir edilecektir.  Şüphesiz bunların her ikisinde de kayıp etti.

     Kırımda efkarı umumiyeyi temsil ettiklerini iddia eden bir hizip kalil, Katarinden himaye istemiş, o da bunu maal memnuniye kabul etmiştir.  Bu hal, dersaadette ve bütün memaliki islamiyede bir infial hasıl etti.  Lakin Katarin bunu işitmek için bir kulağını İstanbula vermek mecburiyetinde değildi.  O planını – her türlü ihtimalatı dahil hesap ederek – çizmişti. Katarin, meclis iş ve nuş sefahatinde bile Rusyanın büyük Rusya, kendisinin büyük Katarin olabilmesini düşünürdü.  Yoksa serir idarede esbabı zevk ve sefa aramazdı.  Milletine hizmet eden vatanperverler, hükümetini yükselten hükümdarlar her yerde ve her vakit şayanı ihtiramdırlar.  Bu kaziyenin aksi de sahihdir.

     İstanbulun tedarikatına karşı Rusya, general Romanzofu cenup orduları baş kumandanı tayin etti.  Bu da yeni bir galeyan ve tehevvüre bağış oldu.

     Esasen, Şahin Giray Kırımda ve Mesned Hanide bulunuyorken Selim Giray da han olarak Kırıma göndermek orada iki hükümdarın ictimaını müntic olmakla, bu da yine yalnız Rusyanın işine yaramış ve Katarin muhafız namıyla Şahin Giray sarayındaki askerini tezyid etmiş;  Bu ise ahalinin taassubuna dokunarak kattâl baş göstermiş ve nihayet general (Pruzorofsky), mühim bir Rus fırka askeriyesiyle cezireye dahil olup Kırım ahalisi üzerine muhacemata başlamıştır.

     Bu vukuat üzerine Selim Giray İstenbula avdet etti.  Meclis âsafi akid edildi.  El hac Ali paşa Kırım ser askeri, ve Abdullah paşa ismail ser askeri tayin olundu.  İlk baharda kırkbeş bin güzide askerin ismailde tahaşşüdü zamanında o emir lazıma verildi.  Kırıma beş kıta kalyon gönderidi.  Bütün bunlar mantıkla, muktezayı hal ve zaman ile kavga eden bir takım icraat idi. 

     Bu icraat, harbi deruhte eden bir hükümetin yapabileceği şeylerdir.  Hükümet Osmaniye ise hem bir Kırım ser askeri nasb ediyor;  Ve aynı zamanda bu harekatın bir harbi intac edeceğinden korkuyordu.  Hatta kalyonlara, mümkün

Sayfa: 899

Mertebe harekatı hasmaneye meydan vermekten tevakki etmeleri iyiden tenbih edilmişti.  Bunları biraz sonra iki sefine daha takip etti.  Gidip Sivastopol limanına demirlediler.  Filvaki hiçbir hareket hasmane icra etmediler.  Bununla beraber,  bu yedi harp gemisi , Kırımda dünün Rus antriklerine bir tabanca tesirini olsun göstermedi.  Katarin, (Kırım ser askeri) nam muhteşemine güldü ve Avlitede yatan Osmanlı filosuna müteaccibane baktı ve yine faaliyetinde devam etti.

     Kırım, hiçbir şeyden değil, bahriyesizlikten gidiyordu.

     Fatih, Kırıma iki yüz gemi ile gitmişti.  Şimdi Kırımı kurtarmak, toplarına Kara vezirin nehy şedid paçavrası tıkanmış yedi geminin düş aczine yükletilmişti.

     O müfreze bahriyeye: 

–         Git, istirdad et, lakin harp etme!

Diyorlardı.  O da gitti, bir daha İstanbul da kendisinden haber alamadı.  Nihayet kaptan paşa merak etti;  Menzil gemisi ile Ali çavuşu berayı tahkik Kırıma gönderdi.  Bu zat (1192) seferinin on birinci gün dersaadete avdet ederek bir çok yeni haberler getirdi.

     Bizim gemiler <<Avlite>> limanında yatıyorlarmış, Şahin Giray, bir gemi kalıp diğerlerinin azimetini rica ediyormuş.  Avlite limanı, şimdiki halde beş bin kişi ile kabil zabt ve müdafaa isede Ruslar bir kere o sahile istihkam verirlerse o zaman kırk beş bin kişi ile dahi zabtı gayrı kabil olacakmış (*) , ve saire.

     Şahin Girayın talebi şüphesiz Rusyanın telkini idi.  Avlite limanının ehemmiyeti askeriyesi hakkında Ali çavuşun ifadatını zaman ispat eylemiştir.  Orada şimdi meşhur Sivastopol şehri mevcuttur.  (mabadı var)

Ali Haydar Emir

(*) Cevdet Paşa, cild: 1 S: 157

Sayfa: 900

DEĞİRMENLİK (1) ÖNÜNDE ACIKLI, ŞANLI BİR ÇARPIŞIŞ

(1) – Giritin yetmiş mil kadar şimalinde, bu gün (Milo) denilen ada ki, küçük değirmenlik (Anta Milo), ve peksimet (peksimeti) ile beraber bir kümedir.

(1) – Hanyanın biraz garbında bir ada olup, vaktiyle bizi tepesinde biri kıyısında iki kalesi vardı.

 MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİ AYASTAFANOS ŞUBESİ

AZASINDAN HAMDİ BEY

(1) İstanbuldan kalkmazdan önce iki buçuk yaşında bir sultan kendisine nikahlanmış ve pek tantana günlerle süren düğünler olmuştu.

 MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİ RUMELİ HİSARI ŞUBESİ HEYETİ

(1) – REİS TİCARİDEN ALİ BEY.

(2) – CAMİ ŞERİF İMAMI NECATİ EFENDİ.

(3) – DUYUN UMUMİYE MEMURİYETİNDEN SUAT BEY.

     (1) – buna (uzun piyale) derler ki doğrudan doğruya ocaktan yetişmiş, çok yerlerde bulunmuş bir gazi kaptan paşa iken suhan için başı kesilmiştir.  Kasımpaşa da Zincirli kuyuda kızlar mektebi havalisinde gömülüdür. 

Safvet

Sayfa: 901 – 906

Fenni bahisler

HARPTE SEFİN HAVAİYE

 AMERİKADA BİR KRUVAZÖRÜN GÜVERTESİNDEN TAYYARE UÇURULMASI

 

MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİ MAKRİKÖY DÖRDÜNCU ŞUBE HEYETİ

(1) – YİRMİNCİ DAİRE BELEDİYE AZASINDAN İHSAN BEY.

(2) – MAKRİKÖY RUM MUHTARI TEV FİLOS EFENDİ.

(3) – SİGORTA ACENTASI OHANNES MALKASYAN EFENDİ.

 MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİ MAKRİKÖY BEŞİNCİ ŞUBE HEYETİ

(1) – YİRMİNCİ DAİRE BELEDİYE VEZNEDARI TAYYAR EFENDİ.

(2) – AHALİ MUTEBEREDEN APOSTOL EFENDİ.

(3) – AHALİ MUTEBEREDEN AGOP EFENDİ.

Ahmet Vahit

Sayfa: 907 – 911

DÜNYADA KERESTE KAĞIDI VE ORMANLARIMIZA DAİR

MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİ MERKÜN ŞUBESİ HEYETİ

(1) – ONUNCU DAİRE BAŞ KATİBİ

(2) – TELGRAF MUHABERE MEMURLARINDAN

(3) – POSTA GİŞE MEMURU

 DONANMAYI OSMANİ MUAVENETİ MİLLİYE  CEMİYETİ BEYOĞLU ŞUBESİ

Ali Riza Seyfi

Sayfa: 912 – 915

AKSAMINDAN BİRİNİN TERKİYLE BİR SEFİNENİN HALÂSI:

( Scientific Amerikan gazetesinden)

 ( şekil 1 )  İKİYE İNKİSÂMINI MÜTEAKİP ALINAN RESİMDİR.

 ( şekil 2 )  < SUEVİC >  İN PRUVA KISMINDAN İNFİSALİ.

(ŞEKİL 3 )  <<SUEVİC>> İN PRUVA KISMINI KAYALARDA BIRAKARAK SAVSAMİTON’A MÜTEVECCİHEN

ROMORKÖRLER YEDEĞINDE HARETETİ. 

 ( ŞEKİL 4 )  SAVSAMİTONA MUVASALATTAN SONRA, DİNAMİTİN TEKNE  VE GÜVERTE ÜZERİNDE

İKA ETTİĞİ TAHRİBATAT MÜLTEZİME.

Bahriye mülazım evvellerinden

Ahmet Rasim

Sayfa: 916 – 918

( KALUZAVİÇ )İN ( HARBE DAİR ) ESERİNDEN

Sevk ül ceyş

Mütercimi

BANDIRMA LEVASI KUMANDANI ERKÂNI

HARBİYE MİRALAYI

MEHMET ALİ

Birinci Fasıl

SEVK ÜL CEYŞ

Sayfa: 919 – 928

ŞEVKETLİ DONANMAMIZIN ALAYI ŞAN VE ŞEVKETİ İÇİN OSMANLILIK HAMİYETİNE İSTİNADEN AÇILAN İANEYİ MİLLİYEYE CEMİYETİMİZİN BİDAYET TESİSİ OLANFİ 6.TEMMUZ.1325 TARİHİNDEN İTİBAREN HAMİYYET PERVERAN AHALİMİZ TARAFINDAN İHDA EDİLEN MEBLAĞI NATIK LİSTEDEN: (mabad)

Sayfa: 929 – 951

DONANMAYI OSMANİ MUAVENETİ MİLLİYE CEMİYETİ MERKEZ UMUMİYESİNİN BİDAYET TESİSİNDEN 30.TEŞRİNSANİ.1326

MAKBUZAT

Sayfa: 952 – 959

 

 

2 Comments

  1. F. Zehra Can

    | Reply

    Merhaba Sayın Ender Öztarakçı, çevirisini yapmış bulunduğunuz Donanma Mecmuası’nın yekununu nereden temin edebilirim? Pdflerini yayınlamanız mümkün mü? Teşekkürler.

    • ender

      | Reply

      atatürk kütüphanesinde bulabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.